girişimcilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
girişimcilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Mayıs 04, 2009

Girişimcilik okulu ve GİFOR'09

Geçen hafta oldukça güzel iki etkinlik vardı, Girişimciliğin artık zorunluluk olduğu, şirketlerde çalışmanın riskinin yükseldiği bu dönemde etkinliklerin artması oldukça iyi oluyor...


TBD Genç İstanbul Ekibinin organize ettiği etkinlik fikirlerini hayata geçirmeyi düşünen birçok kişiye oldukça güzel rehberlik etti, girişimcilerin nelerle yuzleşeceğinin anlatıldığı Girişimcilik Okulunda Ömer Ekinci, Sadık Kocabasa, Nurettin Özdoğan, Erhan Erdoğan, Sinan Ata ile sunumlarda beraberdik ve katılımcılar için de verimli ve eğlenceli olduğunu düşünüyorum

Konukların reel sektörün tecrübeli isimleri olması Gifor'u oldukça güzel bir hale getirdi, İTÜ Girişimcilik Kulübü umalım ki bu etkinliği her yıl yenilesin ve daha büyük kitlelere ulaşsın...

Salı, Aralık 30, 2008

Yemişim Yatırımını!


Bir çok girişimcinin bugünlere gelebilmesindeki asıl neden; fikirlerine olan aşkları ve sürekli olarak çalışmalarından ileri geliyor. Fakat bir süredir zaten ailemizden, birikimlerimizden ya da bir tanıdığımızdan bulduğumuz sermayenin artık “angel investor” adı altında girişimcilere verilmeye başlaması, girişimciliği -ne kadar niteliklendiremese de- oldukça popüler hale getirdi.


Sağolsun Muammer yer verdi MothAndMoth'da, o yüzden yazının tamamını okumak için; Yemişim Yatırımını!

Cumartesi, Ekim 11, 2008

Link paylaşımları: Girişimcilik

Bugüne kadar okuduğum yazılar arasında bir derleme yaptım, kendi adıma fazlasıyla bu kaynaklardan faydalandım, ve paylaşmak istedim... bu yazıda da Girişimcilik başlığı üzerine linklerden bakalım neler varmış;

Öncelikle girişimcilik ve klasik bir örnek olma adına hep bahsedilen, ve bazılarımız çok detaylı bilse de bazılarımızın sadece kulaktan dolma bilgisi olan STEVE JOBS, oldukça güzel bir örnek, Tunç da bunu çok güzel bir şekilde özetlemiş:  http://www.fikiratolyesi.com/2006/03/14/ac-kal-budala-kal/

Başlangıç için yeterli girişim ve severek yaptığı işi yapma gazını aldığımıza göre giriştikten sonra sabır göstermek ile ilgili de Seth Godin'in şöyle güzel bir yazısı var: http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2008/08/the-secret-of-t.html

Burak hocanın süper yazılarından bir tanesi... Sadece tek bir girişim ile ilgilenme ve yogunlaşma uzerine keyifli bir yazı...
http://www.webgirisim.com/2008/10/cok-eslilik-motora-hasar-verir-mi/ 

Tecrübe cebimizde sıcaklığını hissettiğimiz bir şey olmadığı için pek de umursanmaz, ama aslında paradan başarıya, mutluluktan refaha bütün herşey tecrübeye binaen oluşur... bunu çok güzel anlatmış Murat Buyurgan..
http://www.muratbuyurgan.com/internet-girisimciligi-icin-genclere-tavsiyeler/

Mali durum ve programlama girişimcinin vazgeçilmez gereği, tabi ne kadar buna uyabiliyoruz tartışılır, ama başlamadan neler bilmek gerekli güzel bir anlatım var burada da;
http://www.readwriteweb.com/archives/startup_inc_starting_a_company.php

çok farklı linkler de olmasına ragmen çok da listeyi kabartmaya gerek yok :) ingilizce yazıları da yakın zamanda türkçeye çevirmeye çalışacağım... Yarın kadar da "Webde yeni uzmanlık alanları" ile ilgili linkleri yetiştirebilirim umarım....

Pazar, Ağustos 17, 2008

Üniversitenin Girişimciliğe katkısı...

bir çok kişi üniversite sınavına girdi, geçtiğimiz günlerde de sonuçlar açıklandı... bir çoğumuzun tecrübe ettiği gibi, "üniversiteyi bitiriyim, diplomayı aliyim, atarım 2-3 milyara bir yere kapağı sonra da bakarız işte ne yapacagımıza..." ama heyhat...
bu şekilde dersane, okul ve aile içinde programlanan genç, okuluna binbir ümitle gelir, fakat diploma geldiğinde, ne 2-3 milyarlık bir iş, ne elinde nitelikli bir bilgi, ne de elle tutulur bir tecrübesi vardır...
Okumak kötüdür değil bu, üniversitede okuyorsak hiç bir anlamı olmadığını söylüyorum eğer bir yerde çalışmıyor, sosyalleşip çevreyi aktif olarak kullanmıyorsak...
Bugüne kadar geçen üniversite hayatıma bakınca, çevremdeki değerli kişilerden başka pek bir katkısını göremiyorum... ama bu kesinlikle yadsınamaz bir katkı, o kadar aklı selim kişiyi bir arada bulacaksınız, ve hepsiyle bir şekilde bir yakınlığınız olacak...
işte burda girişimcilik giriyor devreye, çünkü hepsinin fikirleri, ihtiyaçları, beklentileri var.. ve bir şekilde siz bunlardan birini onlara sunabiliyorsanız elinizdeki serveti hesap edemezsiniz...
başlangıca geri dönecek olursak, hedefimiz ne olursa olsun üniversiteden(kariyer, girişim, bilgi, eş-:p-, askerlik) , çevremizi geniş ve olabildiğince nitelikli tutmak en önemli konu olmalı... çünkü onlarla yarın tekrar farklı yerlerde karşılaşacaksınız... tabii ki pragmatizmin doruğuna varın değil dediğim ama sonuçta bu aşikar bir gerçek...
belki katılmayanlar olacaktır ama, bir kalem dahi satmamış bir hocanın(istisnalar var tabi) pazarlama dersinden ise, bir çay sohbetinde küçük fikirle, girişiminizin sonucunu değiştirebilecek arkadaşlar her zaman üstündür diye düşünüyorum, yanlış mıyım ki?

Salı, Ağustos 12, 2008

Atılgan ve Girişimci!

Nedense hep sermayesizlikten, yatırımcı bulamamaktan yakınırız... Sorsalar biz ne yaman girişimcileriz, her gün yeni fikirler üretiyor bunları projelendiriyoruz, Doğru değil mi?
Evet doğru.. Üzerine düşünüyoruz az biraz kafa patlatıyoruz, hatta hadi yazıyı yazarken bir proje geliştirelim;

Atılgan-1: Abi ya! Bugün Bahariye'de dolaşıyordum, bi baktım bütün kızlar koşa koşa Mango'ya gidiyor, yanımdaki arkadaş da tutturdu girelim diye, o da nesi! Dışarda halim selim takılan kızlar canavara dönüşmüş kavga ediyorlar son kalan body için (hem de 150ytl -ki sezon sonu 30 olacagını hepimiz biliyoruz-)
Atılgan-2: eee?
Atılgan-1: diyorumki şu Mango bağımlılarına bir forum falan açalım, zaten MNG Addict diye sloganları da var, hepsi paylaşsın anılarını, indirimler falan duyrulsun!
Atılgan-2: Cidden ya! Nasıl düşünmedik bu zamana kadar, hem eni sonu bi php script çakarız olur biter...
Atılgan-1: Yok abi kitleye uygun cafcaflı tasarım lazım, öyle kıytırık scriptle olmaz, hem çalarlar sonra bizi de yalan ederler, baksana DOL'e para var atlıyorlar her işe! :p
Atılgan-2: Abi birde global marka bu Mango bide ingilizcesini yaparız,
Atılgan-1: Birde üzerine MANGO'yu sponsor aldık mı siteye, yırttık abicim YIRTTIK..! :)
Atılgan-2: tamamdır abi, hadi domain bulalım o zaman...

Tabiki böyle bir girişimcilik yok, en azından bununla kalmıyor hiç bir şey... Atılgan dediğimiz şahsiyetler her iş fikrine atlayan, bir şekilde Köşeyi Dönme Arzusunda (dikkat: Başarma değil) olan kişidir! Ama girişimci iş fikrini geliştirir, bir çok kişiye danışır, ölçer tartar, rakipleri inceler, handikapları görür(hiç bir şey güllük gülistanlık değil) ve bunları baz alarak;
Fizibilite raporunu çıkarır
Müşterinin taleplerini değerlendirir
Hedef Belirler
B planını cepte saklar
Sunumlarını hazırlar
Kimlerle çalışabileceğini belirler
Partner ve yatırımcı aramaya koyulur....

Yani Atılganlar gibi, "yırttık" kelimesi ile projelendirilmiş olmuyor, ve haliyle "Yırttık!" ünlemine yatırımcı bulunmuyor değil mi?

Pazartesi, Ağustos 11, 2008

Önümüzdeki Maçlara Bakarız...

Kimlik belirlemek lazım bir kere, o iş de benim, bu iş de olmaz! kendine bir proje seç ve ona yoğunlaş.(sağolsun Burak Büyükdemir zaten denilecek ne varsa demiş)
Bırak elindeki proje biraz küçük çapta kalsın yeni gelen fikrin yanında, sen çalış bunun üzerine yetiştir, adam et, sonra önümüzdeki maçlara bakarız...

Şu an belki çok yoğun olmayabilirsin, veya fazlasıyla boş vaktin vardır başka bir proje için, ama "du bi ya allasen!", bütün herşeyi sen yapmayacaksın nasıl olsa, bırak başkaları da sebeplensin, hatta durma direk o fikrini birine ver, sonra sana döner zaten bir şekilde merak etme, girişimcilik açgözlülük değil paylaşımı gerektirir... insanlara danıştığın gibi, bırak, danıştıkların da senden az da olsa sebeplensin...
Paylaş, yürüttüğün projeni, hayata geçirmeyi düşündüğün veya yeni aklına gelen fikri paylaş; neden korkasın çalmasından, paylaş ki o da yorum yapsın, belki içinde boğulduğun projene dışardan bakan bir gözle baştan aşağı değiştirir, belki açıklarını kapatır... (ha bide çalabilir dimi? evet basit bir şahsiyet varsa karşında çalabilir, ama o kadar basit bir şahsiyetin, üzerine o kadar kafa patlattığın projeni ne kadar benimseyip hayata geçirebilir ki? )

Paylaş, seni projenle bir tutsunlar diye paylaş, kimliğini belirlemek için paylaş, bir tarafın, bir uzmanlığın olsun ki veya öyle bilinsin ki direk seni bulsunlar... onun için her projeye atlama, otur köşene kendi işini yap, adam et sonra önümüzdeki maçlara bakarız...

Not: Bu yazı Mert Erkal'ın Problogging ile verdiği tavsiyelerden sonra bir hışımla yazılmıştır... tekrar teşekkürler :)

Çarşamba, Ağustos 06, 2008

Girişim heyecanına yenilmek!

Önümüze bir fırsat çıktığında anında, önünü arkasını incelemeden direk olumlu tarafları aklımıza gelir,
  • Mesaiden kurtulmak amma güzel olur,
  • Kendine çalışmanın keyfi de başka canım,
  • Bide köşeyi dönersek ne para kazanırım be!
  • Marka da olduk mu tadından yenmez..
Ama hiç düşünmeyiz,
  • Neleri riske ediyorum
  • Yarın daha büyük imkanlar çıkarsa?
  • Ya girişim sadece girişimden ibaret ve ancak yağında kavrulacak birşey ise?
  • Rakipler almış yürümüş önünüzü zaten tıkamışsa...
Yoo! Hayır olumsuz düşündüğümü düşünmüyorum bir girişimci olarak, sadece girişimin birşeylere başlamak olmadığını söylemeye çalışıyorum, başlamak, organize etmek ve sürdüregelmek aslında girişimcilik...

Pazar, Ağustos 03, 2008

Iş aramaya Girişmek...!

Linkedinde ki bir soru, bir çoğumuzun içinde bulunduğu veya zor bela atlattığı bir konuya değinir;
Bir Genç Girişimci olarak İş Kuruyorum ama hayatımı nasıl idame edeceğim?
Girişimci ruhi doğuştan gelen bir yeti olmasının yanında, çıkış yolu bulamamaktan kaynaklanan üretme çabasından da doğduğu için genç girişimci için bu tam bir çıkmaz halini alır...
Fikir var, proje var ama sermaye yok, hadi diyelim ki sermayeyi de bir şekilde bulduk. Bu sefer proje para kazandırana kadar ne ile geçineceğiz? İşe mi girelim?
Ama daha yeni mezun olduk veya hala okuyoruz, CV de öyle kabarık değil toplasan bir iki staj! hem milyarlara koşmak varken fikirlerimle, niye 500-600 lira için mesai yapiyim?
Evet Kulağa hiç hoş gelmiyor olabilir, ama sonuçta ne kadar büyük fikir veya projelere sahip olursak olalım sonuçta bir yerlerde çalışmak zorundayız... (en azından bir süreliğine)
NEDEN? çünkü projeniz rayına girene kadar maddi ihtiyaçlarınızı karşılamamız lazım,
çünkü proje hayata geçtiğinde tamamıyla ALAYLI olmamamız lazım,
çünkü farklı organizasyonların nasıl işlediğiyle ilgili bilgimizin olması lazım,
sonuçta çalıştığımız firmalarda (işleyen düzenlerde) edineceğimiz tecrübeleri yarın projelerimizde (işleyecek düzenlerde) fazlasıyla kullanacağız....

Cumartesi, Ağustos 02, 2008

Aramızdaki Efsaneler!

Dün Sinan’ın düzenlediği Web Gençliği buluşmasındaydım... çok güzel paylaşımlar oldu... Yanlız bu ara hep aklımda olup da yazamadığım bir konuyu da tekrar gündeme getirdi....
Web deneyimleri bloguyla bir çok kişiye blog kullanımı konusunda bilgi verirken Video blog nasıl oluru da bize örnekleyen Volkanın aldığı yorumlar (el kol hareketi çok kullanıyorsun vb.) veya Emre Sokullu’nun Grou.ps adlı projesine aldıgı $1.100.000 (sıfırları özellikle yazıyorum milyonlar o kadar sakız olarak kullanılır olmuş ki!) ile ne kadar az(!) para koparabildiğinin tartışılması, yazmam gerektiğini düşündürdü...
Yüzyıllardır(!) VC kullanan bu ülkede nedir ki bir milyon, hem video falan cekceksen el kol hareketi yapma Volkan(!) nasıl olsa umurumda değil ne kadar değerli bilgiler verdiğin....Birçok kişi Klonlama derdinde dışardan, yada param yok diye yakınmakta, gün gelip birileri yeni birşeyler yapma derdine düşünce de ne hikmetse herkes bir anda eleştirir oluyor...
İki örnek aldım sadece ama hiç kendinizi bu kişilerin yerine koymayı denediniz mi?O kadar uğraş emek veriyorsunuz, sonuçta birşeyler kıvama gelmeye başlıyor, heyecanınız tavan yapıyor.... ve bir kaç densiz(!) bütün bu heyecanı yerle bir ediyor...
Bırakalım hayal kuran kursun girişimciler, hedefine koşan koşsun, bari köstek olmaktan uzak duralım... Her gün okuyup da “vay be!” dediğimiz efsaneler aramızda kesinlikle var, sadece biraz destek ve hoşgörü bekliyorlar patlama yapmak için....

Cumartesi, Temmuz 26, 2008

Hadi iş batıralım...

Murat Buyurgan'ın yazdığı yazıyı okuduğumda ancak bu kadar güzel yazabilirdim dedim kendi kendime...
her zaman çevremdekilere anlatageldiğim bir konu fakat hep "doğru diyosun da, müteşebbis ruhu kaybedersen ne olacak? Tecrübe kazancam derken ya dibi görürsen?" gibi yanıtlarla karşılaştığım bir konu...
"İş batırmadıysanız, yanlış yapmadıysanız, itibar görmezsiniz"
Bloga basladıgım ilk gunlerde yazdıgım hatayı başarıya çevirme yazım aklıma geldi ve tekrar ne kadar hata ya da batık olsa da girişimci ruhu kaybetmemek, her hatadan pay çıkarıp tecrübe diye önümüze koymak, tecrübeleri göz önünde bulundurarak yeni girişimlerde bulunmak, hataları gün geçtikçe azaltırken, hiç bir zaman girişimcilik konusunda doyuma ulaşmamak, ve hepsinin yanı sıra paradan ziyade başarmaktan alınan hazzı tatmak Girişimcinin vazgeçilmez gayesi olmalı diye düşündüm...

Perşembe, Temmuz 10, 2008

Büyük Markalarla Nasıl Başa Çıkabilirim?

Girişimcilerin en çok korktuğu konulardan biri de; bu kadar büyük markayla nasıl başa cıkabilirim...?
evet üzerine çokca düşünülmesi gereken bir konu... ama birde diğer taraftan bakarsak, "yapan nasıl yapıyor?"...
bugün Forbes'te bir yazı okudum, özetle;
"Çalıştıkları firma batan 3 yönetici kendi firmalarını kurar, fakat biraz farklı bir yol izleyerek HERKESİN YAPTIĞINI seçmezler, sadece Hoteller için tekstil ürünleri üretirler, hatta sadece havluyla başlar devamında nevresim takımları üreterek devam ederler...
Zorlu vb. dev firmalar varken, onların en büyük avantajı küçük olmalarıdır, dev fabrikalar küçük müşterilerle veya onların anlık küçük siparişlerine cevap vermekte zorlanırken, kendileri 10-15 havlu takımı siparişine bile cevap verebilmektedir küçük atölyelerinde...
Ve bu sektörde Türkiye pazarında ciddi bir yere ulaşırlar...
devamında ikinci nesile geçer firma ve ihracata başlanır 2005'te... bulgaristan yunanistan romanya derken alır yürür...
çünkü eksperdirler artık, belki Tekstilin çok ufak bir kısmı için ama Markadırlar... Sadık Müşterileriyle, az da olsa siparişlere birebir hızlı dönüşleriyle... markadırlar...
Ve bugün Ritz-Carlton, Hilton, holiday Inn, Hyatt gibi dev zincirlerin neredeyse bütün hotelleri onların ürününü kullanıyor..."
evet...bir yumuşak karın yakalayınca olabiliyor... yandan sızabilecek bir alan bulup, müşterilerle birebir taleplerini cevaplayıp, kalitenizi her geçen gün biraz daha artırdıktan sonra.... istediğiniz sektörde istediğiniz markayla başa çıkabilirsiniz...

Mehmet Cihangir

Perşembe, Temmuz 03, 2008

Türk Eğitim Derneği'nden Genç Inovatif Girşimcilik Projesi

"Türk Eğitim Derneği, ABD Büyükelçiliği desteği ve Technopolis Group işbirliği ile, gençlerin yaratıcılık, yenilikçilik ve girişimcilik yeteneklerini geliştirmeye yönelik "Genç İnovatif Girişimcilik Projesi"ni hayata geçiriyor. Proje, ABD Büyükelçisi Ross Wilson ve Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu'nun katılımıyla 30 Haziran günü Limak Ambassadore Otel'de düzenlenen toplantıyla tanıtıldı."


ayrıntılı bilgi için buyrun...

Cumartesi, Haziran 28, 2008

Bir Yıl İçinde Bin Şöförle Hizmet Verecek


Murat Şahin, dışarı çıktığı bir gece içkili araba kullanan arkadaşının ehliyetine el konunca bu soruna bir çözüm bulmak amacıyla kiralık şoför hizmeti veren Secure Drive fikrini bulmuş. Şubat ayında hizmete giren Secure Drive, bugün 170 çalışanıyla ihtiyacı olan herkese özel şoför hizmeti veriyor.

Murat Şahin, dışarı çıktığı bir gece içkili araba kullanan arkadaşının ehliyetine el konunca bu soruna bir çözüm bulmak amacıyla kiralık şoför hizmeti veren Secure Drive fikrini bulmuş. Temmuz ayında temelleri atılan ve Şubat ayında hizmete giren Secure Drive, bugün 170 çalışanıyla ihtiyacı olan herkese özel şoför hizmeti veriyor.
Ayda 300 servis verdiklerini anlatan Şahin, bir yıl içinde şoför sayılarını bine çıkarmayı hedeflediklerini söylüyor.

Hiç kazasız şoförleri seçti
Şahin, Secure Drive kadrosunun oluşturulma sürecini şöyle anlatıyor:
"Bu iş için önce tanıdıklarımızı harekete geçirdik. Çevremizde daha önce bir yerlerde şoförlük hizmeti verenleri bulduk. İkinci aşamada internetteki insan kaynakları sitelerini kullandık. Bize başvuranların sabıka kayıtlarını inceledik, şoförlüklerini test ettik, ceza kayıtlarını çıkardık. Hiç kaza yapmamış, 10 ceza puanını aşmamış kişileri seçtik."

Sırada Antalya var
Özel şoför hizmetini lüks olmaktan çıkarıp ihtiyaçları karşılayan bir hizmete dönüştürdüklerini belirten Şahin, "Fiyatları minimum düzeyde tuttuk" diyor.
Şahin, şu an sadece İstanbul, Ankara, İzmir, Dalaman, Bodrum hizmet veren Secure Drive'ın kısa süre sonra Antalya'da da şubeler açacağını ifade ediyor. Turistik yerlerde insanları havaalanından otellerine transfer etmek üzere de yeni bir sistemleri olduğunu söyleyen Şahin, birçok ile de yayılacaklarını söylüyor.

Bir telefonla adrese geliyorlar

Şahin, hizmetin işleyişini şöyle anlatıyor: "6 saat önce bizi arıyorsunuz. Size en yakın arkadaşımızı organize ediyoruz. Yarım saat sonra telefonunuza bir mesaj geliyor. Şoförümüzü de sizin bilgileriniz gidiyor. İstediğiniz saatten 10 dakika önce şoförümüz Secure Drive yaka kartıyla adresinizde oluyor."


Kaynak: www.milliyet.com.tr

Salı, Ocak 29, 2008

AlisverisX.com

En Düşük Bütçeyle Kendi İşinizi Kurmak ve
Kendi Sanal Mağazanızı Açmaya Ne Dersiniz?
www.alisverisx.com
0216 550 06 06

Çarşamba, Ağustos 09, 2006

Risk Sermayedarlarından Yatırım Almak İçin İş Planı Nasıl Hazırlanır?

Risk sermayedarlarına gitmeyi düşünmüyorsanız bile bu iş planını mutlaka yapın çünkü fikrinizi, girişiminizi önce kendinize satabilmelisiniz. Bu iş planı ile girişiminizin güçlü ve zayıf yönlerini görme şansınız da olur. Aynada kendini ikna edebilmek gibi birşey yani. İş planınızın özeti kısa olmalı ve hazırlayacağınız demeç iki sayfayı aşmamalıdır. Bu alan içinde bütün iş planınızın özeti yer almalıdır.

İş planınızın temel unsurları şunlar olmalıdır:

1. İşin genel kavramı: İşin kendisini, ürünleri ve satılacak pazarı açıklayın. Tam olarak ne satılacak, kime satılacak, kimlerle rekabet edilecek gibi konularda bilgi verin. Ayrıca sizi rekabette farklı kılan özel rekabet gücünüzü tanımlayın.
2. Finansal özellikler: Önemli finansal noktaları, örneğin satış hedefleri, kârı, nakit akışı ve yatırımın geri dönüşünü öne çıkarın.
3. Finansal gereksinimler: Tam olarak işi başlatıp ve büyütmek için ne kadar sermaye gerektiğini ifade edin. Bu sermayenin nasıl kullanılacağını açıklayın.
4. Nihai durum: Şirketin güncel durumu ve bununla ilgili önemli bilgileri sağlayın (kuruluş tarihi, sahipler, çalışanlar, vs.). Yönetim kurulunun kısa özgeçmişlerini eklemeyi unutmayın.
5. Pazar ve rekabet: Sektörün Türkiye'deki ve uluslararası arenadaki durumunu, pazarın büyüklüğünü, rekabet içinde olduğunuz kurumları açıklayın. Rekabet gücünüz ile ilgili olumlu ve olumsuz yönleri açıklayın.
6. Büyük başarılar: Şirketin başarısı için büyük önem taşıyan gelişmeleri açıklayın. Bu tür gelişmeler; patentler, prototipler, konum avantajı, her türlü ürünün gelişmesi için çok önem taşıyan siparişler veya yaptığınız bir deneme pazarlamasının sonuçlarını kapsayabilir.

Mehmet CİHANGİR

Peki Bir Şirket Nasıl Kurulur?

İlk önce bir yer tutarsın. Sonra telefon bağlatırsın. Sonra masa sandalye gibi malzemeleri alırsın. Bir de çalışanları belirledin mi, işlem tamam diyorsanız, bu yazıyı kesinlikle okumalısınız...
Türkiye'de senelerce "şirket kurma" deyince akla hemen gelen iki şey, masa ve sandalyeydi. Daha sonra zaman içinde bu söyleyişe telefon da eklenmiştir. Yani artık gereken şeyler ikiden üçe çıkmıştır. Peki, güncel terimiyle "globalleşen dünyada" bu üçlü ile ticaret yapmak ne derece mümkündür?Bu soruya hemen yanıt verirsek; artık mümkün değildir! Peki, neler gerekir? Nasıl bir alt yapı kurulmalıdır? Teknolojik olarak yapılabilecekler nelerdir? Bu soruları çoğaltmak mümkündür. Yapılması gerekenler ise aşağıda anlatılmıştır. Yapılacakları şöyle sıralayabiliriz:Güvenli ve sürekli bir internet bağlantısı kurmak
Kötü niyetli kişilere karşı sistemin korunması,
İçerden dışarıya istenmeyen haberleşmenin kesilmesi,
Sürekli ve hızlı bir internet bağlantısı ile mümkün olan tüm haberleşmenin internet aracılığı ile yapılması, böylece hem paradan hem de zamandan tasarruf edilmesi.
Ofis içi e-mail haberleşmesi
Bir insan bir günde belli sayıda telefon ile görüşebilir, ancak binlerce e-mail çekebilir.
Böylece hem zamandan kazanır, hem de e-mail'i kullandığında dikkatini toplayabildiği için daha verimli çalışabilir.

Ofis içi dosya paylaşımı
Bilgisayar dünyasındaki ana mantık gereği, bir belge bir şirkette bir tane olmalıdır.
Ofis içi belge yönetimi
Saklanması, aranıp bulunması, değişikliklerin takibi

Müşteri ilişkilerinin düzenlenmesi ve yönetimi
Müşteriler kim?
Müşteri tarafındaki yetkililer kim?
Müşteri ile yapılan çalışmalar,işler, yani projeler neler?
Bu projelerde bizden ve müşteriden kimler çalıştı, neler yaptı?
Proje sırasında üretilen belgeler neler ve tarihçeleri ne? (Teklif, bilgi notu, istek, fatura vb.)
Toplantı tutanakları, görüşme notları, telefon notları gibi her türlü takibe ve hatırlatmaya yarayan bilgilerin tutulması
Performans raporlarının çekilmesi


İntranet (ofis içi) için portale sahip olunması
Her ofiste bir pano vardır.Bu panoya bilinmesi gerekenler ve mesajlar asılarak bilgi iletilmeye çalışılır. Ofis içinde kurulu, dolayısıyla çok hızlı çalışan bir portal ile tüm ofis içi özel yazışmanın yapılması
Geriye dönük olarak yapılmış tüm yayınların takip edilmesi
Ofis içinde bilginin sadece ilgili kişinin aklında kalmasına engel olunması ve paylaşılarak sürekliliğin sağlanması
Yetki seviyeleri aracılığıyla sadece ilgili kişilerin bilgiye ulaşmasının sağlanması


İnternet (tüm dünya) için bir portal'a sahip olunması
Şirket haberlerininin iletilmesi
Müşterilerin yapılan kampanyalardan haberdar edilmesi
Müşterilerden gelen sorulara yanıt verilmesi ve böylece bir soruya bir kez yanıt verilmemiş olması
Görüldüğü gibi, gittikçe gidiyor...

Peki, yukarıda sözünü ettiğimiz fonksiyonlar için ne gibi araçlar kullanmamız gerekiyor, onları da yeri gelmişken listeleyelim:
İşletim sistemleri
Kelime işlem programları
Tablolama programları
Sunu programları
Tarayıcılar (browser'lar)
Güvenlik duvarı (firewall)
Yönlendirici (router)
Proxy
Web sunucu
E-mail sunucu
ftp sunucu
Müşteri İlişkileri Yönetimi (Customer Relationship Management - CRM)
Portal
Dosya Paylaşımı
Yazıcı paylaşımı
Arşivleme
Görüldüğü gibi bu sıralama da gittikçe gidiyor...Teknoloji hayatımıza her geçen gün daha fazla girmektedir. Bizler, yani şirketlerde çalışanlar, her geçen gün çalışmalarımızda teknolojiye daha fazla ihtiyaç duymaktayız. Bu ihtiyaç öyle bir noktaya gelmiştir ki, artık bilgisayar olmadan pek çok işyeri çalışamamaktadır. Örnekleme yapacak olursak, araba olmadan işe gidilememekte ya da elektrik olmadan ısınılamamaktadır. Görüldüğü gibi, zincirleme bir reaksiyon ile hayatımıza giren gelişmeler,bizleri belli yollardan gitmeye mecbur kılmaktadır. Burada bize düşen,çözümlerin arasında seçim yaparken zaman ve para arasındaki kazanç dengesini iyi kurmak olmalıdır.Temel olarak, hedeflememiz gerekenin şirket fonksiyonlarını yerine getirmek olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Her yeni çıkan teknoloji, aslında şirketimiz için faydalı olmayabilir. Örneğin; yeni çıkan bir işletim sistemine hemen geçiş yapmak, başlangıçta kullanıcıların kullanım hızını düşürecektir. Peşinden de genelde, geri dönük uyumluluk (backward compattibility) sorunları ile karşılaşabiliriz. Şirketlerin altyapısı gittikçe artan bir oranda teknolojiye bağımlı hale geldiği için, bırakın sistemin çalışmamasını, yavaş çalışması bile, şirketleri doğrudan etkileyecektir. Teknolojiye bakışın, olabildiğince genel ve objektif olması gerekir. Objektif olabilmek ayrıntılı teknik bilgi gerektirir. Eğer kendimiz buna sahip değilsek, gerekli bilgiyi topladıktan sonra, yapılması düşünülen değişikliği sistemimizin bütünü çerçevesinde ve amaca yönelik bir şekilde değerlendirmeliyiz. Unutmayalım ki, her yenilik mevcut uyumu bozma olasılığını da içinde barındırır. Bu riski en aza indirgemek, ancak bütünsel bir bilinç ve bakış açısıyla mümkündür.

Mehmet CİHANGİR

GİRİŞİMCİNİN KORKULARI RİSKLERİ VE ÖNERİLER

Nakit Akışındaki Aksamalar, Piyasa şartları, alacakların tahsilatından dolayı yaşanan zorluklar, işletme giderleri, devlete olan ödemeler, üçüncü şahıs ve firmalara olan borçlar maalesef girişimciyi etkileyen ve sıkıntıya sebep olan unsurlar. Nakit akışı ve mali planlama ile ileriyi görmek, önlem alarak hazırlıklı olmak lazımdır. StresBazı girişimciler strese dayanıklı olup stresli bir ortamda iş çıkarabilir ve mutlu olabilir. Bazları ise stresli ortamlara hiç alışkın değillerdir. Yoğun iş temposu ve bilgi bombardımanı, hızla gelişen teknoloji ve değişimleri takip telaşı, bitmeyen rekabet ve düzelmeyen ekonomi, başarılı olma hırsı, zaman yetersizliği, yetişmeyen işler, trafik, gelecek belirsizliği ve bir sürü sebep... strese sebebiyet veriyor. Çok fazla sorumluluk, fiziksel görüntü konusunda endişe, yetersiz kişisel enerji, mesleki ilerlemeyle ilgili endişe, iş tatminsizliği, dinlenmeye ve eğlenceye zaman ayıramamak, yalnızlık duygusu, reddedilme korkusu, başarısız olma korkusu....yaşanan stresden kaynaklanıyor. YalnızlıkGirişimci karşılaştığı her durumda, aldığı her kararda ve sonuçlarından sorumlu ve yalnız. Güven duyabileceği birilerinin yanında olmasını sağlamalıdır. Yeterli Zamanın OlmamasıHiçbirşeye zaman yetmeyecektir. Yoğunluk, artan tempo, zamana karşı yarış her zaman olacaktır. Gününün her anı ve gecesinde işini düşünecektir.
GüvensizlikYaşadığı ve özellikle de insana bağlı güvensizlik ortamları karşı karşıya kalabilir. Bu arada iş hayatı ve yaşam güvene dayalıdır. Tecrübelerle de bu aşılabilir belli bir oranda…ve belli bir zaman sonra…Çalışamazsa Para Kazanamayacak OlmasıHer şey kendine bağlıdır. Özellikle küçük ölçekli işletmelerde ve de yeni kurulan küçük organizasyonlarda girişimci bizzat her şeyi düşünür ve her şeyi kendisi yapar. Ne kadar çalışır ne kadar konsantre olursa para kazanmak işletmesinin varlığını devam ettirmek kendisine bağlı bir şey olmaktadır. Bunun bazen dezavantajlarını da yaşamaktadır.İşin Çok Çabuk Büyümesiİşin hızlı şekilde birden büyümesi işi batış noktasına sürükleyebilir. Yavaş ama emin adımlarla yükseliş daha makul olacaktır. Kontrol edilemez bir hal almasına izin verilmemelidir. Müşterileri Haberdar EdememeZaman o kadar kısıtlı olmaktadır ki gelişmelerden yeni ürün ve hizmetlerden müşterileri haberdar edememe sorunu ile karşı karşıya kalmaktadır. Müşterileri sürekli bilgilendirici bir mailing sistemi, bülten, haber, doğumgünü kutlamaları gibi bilgilerin tutulması ve sürekli güncellenmesi gerekmektedir. Müşteri memnuniyeti her zaman sağlanmalı ve sürekli kılınmalı. Aile Huzurunun Bozulması Girişimci için her zaman iş daha ön planda olmaktadır. Bir yaşam tercihidir aslında bu. Özellikle kendi işini yapan ve hırs edinen girişimciler işten başka bir şey düşünmek istemezler. Sıkıntılı dönemlerde aile desteği yoksa girişimci zor atlatır bu dönemleri. Hayır Diyememek Müşterilere, çalışan personele karşı sorumluluklarını yerine getirmeli ve bu durumda maalesef hayır diyememe gibi zor bir durumla karşı karşıya kalmaktadır. Soğukkanlı, prensipli ama aynı zamanda adil ve doğru davranmalıdır. Hem kendini hem şirketinin hem personelinin menfaatlerini ön planda tutmalıdır. Satıcı/Tedarikçilerle UğraşmaGirişimci her zaman mal ve hizmet aldığı satıcılarla ve tedarikçilerle uğraşmak durumunda kalacaktır ve bu stres kaynağı olacaktır. Yetki devri ile biraz bu tür konulardan uzaklaşmalıdır önemli kararlarda mutlaka kendisi olmalıdır.

Mehmet CİHANGİR

Girişimcilik Kültürü

Küçük ve Orta Ölçekli işletmelerin ve yeni girişimlerin teşvik edilmesinde önemli kriterlerden biri de girişimcilik ruhunun ve kültürünün gelişmesi ve gelişmesine destek olmaktır. Sanayi toplumu sonrası dünyada, dev işletmeler rekabet gücünü kaybeden dinazorlar olarak algılanmakta, sürekli dalgalanan müşteri talepleri, küreselleşme, baş döndürücü teknolojik gelişmeler, hızlanan uluslararası rekabette işletmeler esnek çalışma sistemlerine daha çok gereksinim duymaktadır (Harrison, 1994).Girişimci olmak aslında bir kişilik özelliğidir. Herkes girişimci, herkes patron olamaz. Bilinçlenme, deneyim, kendine güven, cesaret, öngörü ve atılım gerekir.
Beklemek yerine , aktivasyon
Durmak yerine , koşmak
Temkinli olmak yerine, kontrollü risk
Çekinmek yerine, cesaret atılım
Yılmak yerine, baş etmek
Hisseden, yaratıcı, adil, keyif alan, uyum sağlayan, yorulmayan, bir neslin oluşması ve gelişmesi gerekir. Ne kadar çok girişim işletme olursa, zor ekonomik koşullarda bir istihdama sebep olur. Büyük işletmeler dünya ekonomisindeki değişmelere ayak uydurmak açısından küçük işletmelere oranla daha avantajlı durumdaysalar da, bir çok iş alanında küçük ölçekli işletmelerin daha iyi bir ekonomik çözüm olduğu düşünülmektedir. Bunun nedeni, tüketici tercihlerine daha esnek yaklaştıklarından ve çalışanlarıyla daha iyi ilişki içinde olduklarından, değişen pazar koşullarına hızlı adapte olabilecek olmaları, küçük işletme sahiplerinin daha yaratıcı ve dinamik kişiler olarak hem yönetici hem de girişimci rolünü tek başlarına üstlenebilmeleri, kendilerini sistemden soyutlamadan sosyo-ekonomik çevre ve diğer ekonomik birimlerle bütünleşebilmeleri ve böylece birbirlerini kolayca tamamlayan üretim ilişkilerini kolayca kurabilmeleridir (Lapin, 1991 ve Bağrıaçık, 1991).Girişimcilerin nitelikleri şöyle ifade edilebilir:1. Girişimciler, yüksek düzeyde başarı güdüsüne sahip, hesaplı risk üstlenen ve işlerini sonuçlandırmak için kişisel sorumluluk üstlenme eğilimindedirler (Moorhead and Griffin, 1989)2. Girişimciler, gündelik düşünceler, değişen tavırlar ve kendi önyargılarından etkilenmeksizin olayları yorumlayabilme yeteneğine sahip olan ve muhtemel tehlikelerden yılmaksızın hızlı karar vererek harekete geçen bir kişiliğe sahiptir (Hinterhuber and Popp, 1992) 3. Girişimciler, mücadeleye atılma heyecanından zevk alan, bütün tutkusu yaratmak ve büyütmek olan, müşteri ve ürüne bir arada motive olabilen ve becerisini sürdürmenin en önemli yollarından birisinin olumlu tavırlar olduğunu düşünen ve bunları enteresan ve kârlı işlere dönüştüren bir kişiliğe sahiptirler (Farell, 1997)4. Girişimciler, pazarını dünya pazarı olarak algılayan, rekabet düzenini varlığının temel nedeni olarak gören, bilgi değişimi sayesinde değişimle iç içe yaşayan, onu kullanan ve değişimi bir fırsat olarak değerlendiren, geçmiş deneyimlerinden eğitici sonuçlar çıkaran bir eğilime sahiptirler. Girişimci kişilerin yetişmesi veya girişimci ruhunun oluşabilmesi yeni bir kültürün oluşmasını gerektirmektedir. Bu nedenle toplum yapısının, bakış açısının da değişmesi zorunludur. Türkiye’de iş yapabilme zorluğu ve zor ekonomik koşullar insanların daha yaratıcı rekabetçi girişimci ve atılgan olmasını gerektirmektedir. Teknolojinin gelişmesi ve bilgi kaynaklarına daha hızlı ulaşımdan yola çıkarak global ve uluslar arası boyutda girişimciliğin geliştirilmesi özendirilmeli ve teşvik edilmelidir

Mehmet CİHANGİR

Girişimcinin temel özellikleri

Girişimcinin asıl amacı kârdır ne var ki zarar etme riskinin de sahibidir. Türkiye gibi inişli çıkışlı ekonomik ortamlarda ve her zaman kriz faktörünü de göz önüne alırsak işlerin zarar etme riski de olur. İşlerin kötü gittiği anlarda bile yılmadan kriz yönetimi yaparak ayakta kalmayı başarabilmelidir girişimci.
Kendi işinin patronu olmakla beraber işini gerçekleştirirken hem çalışan hem iş veren olmak zorundadır. Hem iyi bir çalışan hem iyi bir yönetici, hem iyi bir patron olmalıdır. Gerektiğinde operasyonu da yüklenmeli, sorunlar karşısında çözümcü olabilmelidir.


Girişimcinin hedefleyeceği gelir oranı, kurduğu işin sermaye yapısına bağlıdır. Girişimci işine başlamadan önce daha belki fikir aşamasındayken iyi bir fizibilite ve iş planı yapmalı, sermayesini doğru belirlemeli, öngörüsünü doğru planlamalıdır. Özellikle finans durumu akışı, geliri giderini iyi hesaplamalıdır ya da tahmin etmelidir.
Girişimci önce işini devam ettirmek zorundadır. Kendi kazancı sonra gelir. Girişimci öncelikle işin gerekliliklerini yapmak personeline, hizmet aldığı kuruluşlara, devlete olan ödemelerine önem vermek durumundadır. Kazancı daha geri planda olmalıdır. Önce işin varlığının korunması sonra kazanç temel kuraldır.
Her girişim, işin ölçeğinden bağımsız olarak iş hayatında önemli bir yer tutar. Hangi ölçekte olursa olsun iş kuran girişimci özel ve kamu sektöründe bir çok ilişkiye girer. İşin büyüklüğü ne kadar farklı olursa olsun ortada bir kuruluş vardır ve hem özel sektörde hem de kamu sektöründe birçok ilişkiyi güvenlilir tutmalı ve iyi ilişkiler sağlamalıdır. İmaj, itibar, güven duygularının inşaası çok zordur ama bir anda kaybetmek çok kolaydır. İlişkilerin boyutu, yaklaşımlar, etik değerler, ahlaki değerler girişimcinin hayatında önemli unsurlardır. Hem yakınındaki şahıslara hem de iş ilişkisinde bulunduğu kuruluşlara karşı bu değerler mutlak surette korunmalıdır.
Girişimci kendi işini kurarken belirli düzeyde bilgi ve deneyim sahibi olmalıdır. Sahip olunan bilgi ve deneyimler kendi işini yürütürken hızla artar. Bilgi ve deneyim işte mutlaka gerekli. Zamanla iş yürürken bu tecrübeler ve öğrenimler hızlı bir şekilde artar, hata yaptıkça ve de başarıya ulaştıkça tecrübelerin değeri çok güçlenir.
Girişimci için “kendine güven” büyük bir silahtır. İş hayatının içinde bu güven giderek artar. Kendine güven her birey için şart. Başarıya ulaştıkça insanları sürükledikçe ortaya bir şeyler çıkardıkça bu güven giderek artacaktır.
Girişimci kendi işini kurarken tüm ön hazırlık ve programlardan öncelikle kendini sorumlu hissetmelidir. İşe başlamadan önce yapılan tüm çalışmalarda kendisini sorumlu hissetmeli ve sonrasında da bu sorumluluk bilinci devam etmelidir.
Kimlerden hangi alanlarda yararlanacağını planlamasını yapmalıdır. İş için ve karşılıklı sağlanacak faydalar nedeniyle iş ilişkisinde olduğu kurum ve kuruluşlar , personel dikkatli seçilmeli ve doğru planlanmalıdır.
Girişimci belirlediği iş fikrinin uygulanabilirliğine önce kendisi inanmalı, gerektiğinde diğer kişileri (aile, ortak, finansör vb.) ikna edebilmelidir. İnanç ve azim olmalıdır. Çevresinde yakınında olan kişileri de bu konuda inandırmalıdır.
İş fikrine inanmalı, bu işi kurmak için yoğun bir zaman ve para harcamaya yetecek motivasyona sahip olmalıdır. Emek, sabır, motivasyon, azim, inanç, güven,zaman ve en azından kendini yaşatacak ve işle ilgili min harcamaları da yapacak parası olmaldır.Ya da yatırım yapacak parası olmalı ama bunu doğru zamanda doğru yerde kullanmalıdır.
Girişimci kendi işini kurmanın getireceği avantajları isterken, zorluklarını değerlendirmeli ve hazırlıklı olmalıdır. Girişimci her türlü iyi ya da zor durumla karşı karşıya kalmaya hazırlıklı olmalıdır. Önemli olan soğukkanlılığını koruyarak, doğru kararları verebilmeli alternatifler üretebilmeli ve çözümcü olmalıdır.
İş kurma süreci başlarken girişimcinin ortaya koyması gerekenler:
Maddi varlıklar,
Cesaret,
Yetenek,
Bilgi-beceri
Yöneticilik
Zaman
Liderlik
Çevre – ilişkiler,
Hayata dair beklentiler
Hedefler
Girişimcinin ihtiyaç duyduğu temel unsurlar:
İş fikri
Girişimcilikle ilgili nitelikler
Yönetsel bilgi ve beceriler
Kaynaklar

Mehmet CİHANGİR

Girişimci Kimdir?

En genel ifade ile girişimci; kâr amacıyla riski üzerine alan kişi olarak tanımlanabilir. Girişimci, mal ve hizmet üretiminin yapılabilmesi için, üretim öğelerini en iyi koşullar altında bir araya getiren kişidir. Girişimci, riski üzerine alarak, başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, üretim öğelerinin alımını yapar, bunların bir araya getirilmesi imkanını sağlar. Girişimci kâr amacı güder ancak tek amaç para kazanmak değildir. Ekonomik bir değer ortaya koymaksızın, çeşitli yollardan, başkaları tarafından ortaya konulan ortak değerleri kendi tarafına aktarmanın adı girişimcilik değildir. Ayrıca girişimci, yönetici demek değildir. Girişimcilik için en temel üç faktör; yetenek, cesaret ve bilgidir. Daha geniş kapsamda girişimcide olması gereken özelliklere bakacak olursak;
Kendine güven duymalıdır ve kendisine güvenilen biri olmalı,
Geri adım atabilen ve yeniden başlayabilen birisi olmalı,
Sonuçları değerlendirebilmelidir.mesleki riskleri üstlenebilmeli,
Yaratıcı olmalı,
Cesaretli olmalı,
Bireysel ve aynı zamanda da toplumsal olmalı,
İyimser ve fikir sahibi olmalı,
Sürükleyici ve güdüleyici olmalı,
Başarı için yönlenmiş olmalı,
Fırsatlardan yararlanabilmeli,
Yeniliklere açık olmalı,
İşini seven biri olmalıdır.
Genel bir çerçeve içersinde bakıldığında KOBİ sahipleri bu özelliklerin bazılarına sahipler. Araştırmalar sonucu elde edilen bilgiler çerçevesinde KOBİ sahiplerinin bu özelliklerini şöyle sıralamak mümkün;
Kuvvetli bir girişim hissine sahiptirler,
Bağımsız çalışmayı arzu ederler,
Mali fırsatlardan yararlanmak isterler,
Toplumsal amaçlar doğrultusunda yatırım yaparlar,
Aile fertlerine istihdam sağlama amacı güderler,
Kendi yetenekleri doğrultusunda mücadele vermek isterler,
Çabuk ve somut sonuçlar beklemektedirler.

Yukarıda sıralanan maddelerden de rahatça anlaşılabileceği gibi KOBİ sahiplerin girişimcilikle ilgili özellikleri taşıdığı söylenebilir. Ancak yeniliklere açık olma da eksik oldukları açıkça ortada. Ayrıca, KOBİ sahiplerinin önemli özelliklerinden olan, bağımsız çalışmayı arzu etmeleri ve kendi yetenekleri doğrultusunda mücadele erme istekleri, KOBİ’lerdeki tek kişi yönetiminin temelini oluşturan özelliktir.Daha öncede söylendiği gibi her girişimci bir yönetici değildir, Girişimcilerin yöneticilik kabiliyetine sahip olma ihtimali yok demek yanlış olacaktır ama yinede bunun geçerli olduğu örnek sayısı çok azdır.

Mehmet CİHANGİR