iş fikri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iş fikri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Ağustos 22, 2008

Aşk ile!

"Mesai, hayatımızın oldukça ciddi bir bölümünü zapteder, fakat sadece tatmin olduğumuz iş; en iyi olduğuna inandığımız iştir!Ve "en iyi iş bu" dememiz için gereken tek şart ise en sevdiğimiz, yaparken en çok haz aldığımız iştir. Eğer halen aşık olduğunuz bir işiniz yoksa, aramaya devam edin, bulduğunuzda da zaten aklınız ve kalbiniz size hissettirecektir o olduğunu!"
Eve gelirken bugün şu anki işimi düşünüyordum, bırakmalımıyım yoksa devam mı etmeliyim? Devamında siteye girerken güvenlikçiyle selamlaştım, işinden yakındı biraz... bir çok kişi gibi işini hiç sevmeden yapıyor, bazımız maaşdan yakınıyor, bazımız iş olsun diye yaptığından...
İş ancak sevildiği zaman güzel bir şekilde yapılır, eğer resim yapmaksa aşkınız bırakın sanata ilgisizliği, ressam olun seviyorsanız, zevkle yapıyorsanız başarırsınız... Projeniz mi var? Hadi o zaman canınızı dişinize takın başlayın yapmaya "Aşk ile!"...

Sevmediği bir iş de başarı kazanmış birini gördünüz mü hiç? Ben görmedim..
Sonra Sordum;
Seviyormuyum şuanki işimi? Pekdeğil...
Ne istiyorum ileride? Kendi işimi...
Ölür müyüm 3-4 ay zorlansam? Bir sigaram var zaten nedir..
Peki zevkle mi yapacağım yeni işimi? Ne şüphe.. :)

Ve karar verdim, işi bırakıyorum...
Hayırlı olsun diyelim şimdiden...

Çarşamba, Ağustos 20, 2008

Gene Fikrim Geldi!

Gene fikrim geldi, hadi başlayalım, nasıl başlayalım?
Aceleci olmamalıyız, heyecana yenilmeden sakin ama hırslı bir şekilde adım adım ilerlemeli, tedbiri elden bırakmadan, bir kaç yetkin kişiye danıştıktan sonra tekrar tekrar düşünüp yola çıkmalıyız, çünkü sonra dönüş kolay değil...
Zaten bildiğimiz bir şey; "Türk insanı kısa vadede verimli ve pratik işler yapma konusunda usta!" tek sorunumuz bunu uzun vadeye çevirebilme!
hatta başlangıçtaki heyecanımızı olabildiğince sürece yayıp o heyecanla olabildiğince UZUN süre çalışabilmeliyiz.. çevrede olup bitenlere aldırış etmeden, bir projeye kesin karar verdiysek, arkasında durup sonuca varana kadar onun üzerine çalışmalıyız..
Belki zaman projeden bir çok şey çalabilir ama gene de biz elimizden geleni en iyi şekilde yaparak adım adım ilerledikten sonra, rakipler türemiş olsa bile piyasa da bir şekilde bunların da üstesinden gelebiliriz... çünkü herşeyi doğru bir şekilde yaptığımıza göre çekinecek bir şey yoktur...
Ama diğer türlü anlık heyecanlarla başlasaydık projemize, bizden az da olsa kaliteli bir rakip anında bizi ezip geçebilir, hatta bizde onun öncesinden reklam yapmış olur ona müşteri kitlesi oluşturmuş oluruz.. o yüzden her türlü adımı atarken sormamız gereken sorulardan bazıları;
1. Projemiz konusunda çalışma yapanlar varmı?
2. Daha geniş çevresi olan bir rakip çıksa nasıl başa çıkarız?
3. Ya da daha büyük bütçesi olan bir rakip çıktığında onunla rekabet edecek özelliklerimiz neler?
4. Eğer proje bekleneni vermezse(maazallah:)) projeyi hangi farklı şekilde kullanabiliriz?

Not: Varsa aklınıza gelen başka sorulması gereken soru yorum olarak yazarsanız sevinirim

Pazartesi, Ağustos 18, 2008

%25 senin olsun ortağız... :)


Muazzam bir fikrimiz var, bağlantılar hazır, ekip hazır, proje bütün detayıyla hazır, tek eksik SERMAYE...
Kimse sermaye vermiyor, risk sermayesi desen herkes firmanın belli cevabı: "Yıllık Bütçe planı hazırlandı, önümüzdeki yıl belki!"
Şimdi ne yapacağız? askıya mı alacağız bir yıl? o kadar heyecanımız var, işe başladık başlayacağız... ve işte burda hisseler giriyor devreye... yazılımcıya %25, tasarımcıya %25... gelene hisse, gidene hisse... :)
ortaklar çoğaldı, 3 kuruş kazansan kırış kırışabilirsen, proje hazırlanırken nasıl geçincez vb. çekinceler...
Güzel bir yaklaşım, en azından girişimcilikten geri kalmadan, biraz fedakarlıkla nakit bulma sorunu çözülüyor. Ama ufak bir sorun var, Ortaklık bu kadar kolay olmuyor, ortağız demekle iş bitmiyor, heyecan ve enerjiyle birlikte ne kadar dayanılabilir? bireysel sorunlar göz önüne alındı mı? sözleşme ne şekilde olacak? sadece söz nereye kadar yeterli olur? yarın iş yürümezse ne şekilde davranılacak? işler büyürse hisseler değişecek mi? ortada bir şey olmasa da kim karar verici olacak?
işte bu ve benzeri soruları cevaplamadan, hisseleri paylaşıyoruz çerez gibi, ve devamında istisnai durumlar olsa da, hem işler yürümüyor, hem de arkadaşlığımızdan oluyoruz, ve üzerine Müteşebbis Ruhumuzda bu başarısızlık bir korku oluşturuyor...
siz de kesinlikle bunu tecrübe etmişsinizdir diye düşünüyorum ne dersiniz?

Pazartesi, Ağustos 11, 2008

Önümüzdeki Maçlara Bakarız...

Kimlik belirlemek lazım bir kere, o iş de benim, bu iş de olmaz! kendine bir proje seç ve ona yoğunlaş.(sağolsun Burak Büyükdemir zaten denilecek ne varsa demiş)
Bırak elindeki proje biraz küçük çapta kalsın yeni gelen fikrin yanında, sen çalış bunun üzerine yetiştir, adam et, sonra önümüzdeki maçlara bakarız...

Şu an belki çok yoğun olmayabilirsin, veya fazlasıyla boş vaktin vardır başka bir proje için, ama "du bi ya allasen!", bütün herşeyi sen yapmayacaksın nasıl olsa, bırak başkaları da sebeplensin, hatta durma direk o fikrini birine ver, sonra sana döner zaten bir şekilde merak etme, girişimcilik açgözlülük değil paylaşımı gerektirir... insanlara danıştığın gibi, bırak, danıştıkların da senden az da olsa sebeplensin...
Paylaş, yürüttüğün projeni, hayata geçirmeyi düşündüğün veya yeni aklına gelen fikri paylaş; neden korkasın çalmasından, paylaş ki o da yorum yapsın, belki içinde boğulduğun projene dışardan bakan bir gözle baştan aşağı değiştirir, belki açıklarını kapatır... (ha bide çalabilir dimi? evet basit bir şahsiyet varsa karşında çalabilir, ama o kadar basit bir şahsiyetin, üzerine o kadar kafa patlattığın projeni ne kadar benimseyip hayata geçirebilir ki? )

Paylaş, seni projenle bir tutsunlar diye paylaş, kimliğini belirlemek için paylaş, bir tarafın, bir uzmanlığın olsun ki veya öyle bilinsin ki direk seni bulsunlar... onun için her projeye atlama, otur köşene kendi işini yap, adam et sonra önümüzdeki maçlara bakarız...

Not: Bu yazı Mert Erkal'ın Problogging ile verdiği tavsiyelerden sonra bir hışımla yazılmıştır... tekrar teşekkürler :)

Pazar, Ağustos 03, 2008

Iş aramaya Girişmek...!

Linkedinde ki bir soru, bir çoğumuzun içinde bulunduğu veya zor bela atlattığı bir konuya değinir;
Bir Genç Girişimci olarak İş Kuruyorum ama hayatımı nasıl idame edeceğim?
Girişimci ruhi doğuştan gelen bir yeti olmasının yanında, çıkış yolu bulamamaktan kaynaklanan üretme çabasından da doğduğu için genç girişimci için bu tam bir çıkmaz halini alır...
Fikir var, proje var ama sermaye yok, hadi diyelim ki sermayeyi de bir şekilde bulduk. Bu sefer proje para kazandırana kadar ne ile geçineceğiz? İşe mi girelim?
Ama daha yeni mezun olduk veya hala okuyoruz, CV de öyle kabarık değil toplasan bir iki staj! hem milyarlara koşmak varken fikirlerimle, niye 500-600 lira için mesai yapiyim?
Evet Kulağa hiç hoş gelmiyor olabilir, ama sonuçta ne kadar büyük fikir veya projelere sahip olursak olalım sonuçta bir yerlerde çalışmak zorundayız... (en azından bir süreliğine)
NEDEN? çünkü projeniz rayına girene kadar maddi ihtiyaçlarınızı karşılamamız lazım,
çünkü proje hayata geçtiğinde tamamıyla ALAYLI olmamamız lazım,
çünkü farklı organizasyonların nasıl işlediğiyle ilgili bilgimizin olması lazım,
sonuçta çalıştığımız firmalarda (işleyen düzenlerde) edineceğimiz tecrübeleri yarın projelerimizde (işleyecek düzenlerde) fazlasıyla kullanacağız....

Cumartesi, Temmuz 26, 2008

Avea Hayatımın Fikri Projesi

Hayatının fikrini bulan gençler, Avea ve TOG sayesinde kendi işlerini kuruyor. Türkiye'de girişimcilik eğitimini, projelerin fonlanmasını ve işini kuran gençlerin en kritik dönemi olan ilk yıllarında danışmanlıkla desteklenmesini bir arada hayata geçiren tek proje olan Hayatımın Fikri, ikinci yılında 19 proje ile 23 genç girişimciye toplam 513.000 YTL fon verdi...

Kaynak: letsgomobile.org

Salı, Ocak 29, 2008

AlisverisX.com

En Düşük Bütçeyle Kendi İşinizi Kurmak ve
Kendi Sanal Mağazanızı Açmaya Ne Dersiniz?
www.alisverisx.com
0216 550 06 06

Çarşamba, Ağustos 09, 2006

Risk Sermayedarlarından Yatırım Almak İçin İş Planı Nasıl Hazırlanır?

Risk sermayedarlarına gitmeyi düşünmüyorsanız bile bu iş planını mutlaka yapın çünkü fikrinizi, girişiminizi önce kendinize satabilmelisiniz. Bu iş planı ile girişiminizin güçlü ve zayıf yönlerini görme şansınız da olur. Aynada kendini ikna edebilmek gibi birşey yani. İş planınızın özeti kısa olmalı ve hazırlayacağınız demeç iki sayfayı aşmamalıdır. Bu alan içinde bütün iş planınızın özeti yer almalıdır.

İş planınızın temel unsurları şunlar olmalıdır:

1. İşin genel kavramı: İşin kendisini, ürünleri ve satılacak pazarı açıklayın. Tam olarak ne satılacak, kime satılacak, kimlerle rekabet edilecek gibi konularda bilgi verin. Ayrıca sizi rekabette farklı kılan özel rekabet gücünüzü tanımlayın.
2. Finansal özellikler: Önemli finansal noktaları, örneğin satış hedefleri, kârı, nakit akışı ve yatırımın geri dönüşünü öne çıkarın.
3. Finansal gereksinimler: Tam olarak işi başlatıp ve büyütmek için ne kadar sermaye gerektiğini ifade edin. Bu sermayenin nasıl kullanılacağını açıklayın.
4. Nihai durum: Şirketin güncel durumu ve bununla ilgili önemli bilgileri sağlayın (kuruluş tarihi, sahipler, çalışanlar, vs.). Yönetim kurulunun kısa özgeçmişlerini eklemeyi unutmayın.
5. Pazar ve rekabet: Sektörün Türkiye'deki ve uluslararası arenadaki durumunu, pazarın büyüklüğünü, rekabet içinde olduğunuz kurumları açıklayın. Rekabet gücünüz ile ilgili olumlu ve olumsuz yönleri açıklayın.
6. Büyük başarılar: Şirketin başarısı için büyük önem taşıyan gelişmeleri açıklayın. Bu tür gelişmeler; patentler, prototipler, konum avantajı, her türlü ürünün gelişmesi için çok önem taşıyan siparişler veya yaptığınız bir deneme pazarlamasının sonuçlarını kapsayabilir.

Mehmet CİHANGİR

Peki Bir Şirket Nasıl Kurulur?

İlk önce bir yer tutarsın. Sonra telefon bağlatırsın. Sonra masa sandalye gibi malzemeleri alırsın. Bir de çalışanları belirledin mi, işlem tamam diyorsanız, bu yazıyı kesinlikle okumalısınız...
Türkiye'de senelerce "şirket kurma" deyince akla hemen gelen iki şey, masa ve sandalyeydi. Daha sonra zaman içinde bu söyleyişe telefon da eklenmiştir. Yani artık gereken şeyler ikiden üçe çıkmıştır. Peki, güncel terimiyle "globalleşen dünyada" bu üçlü ile ticaret yapmak ne derece mümkündür?Bu soruya hemen yanıt verirsek; artık mümkün değildir! Peki, neler gerekir? Nasıl bir alt yapı kurulmalıdır? Teknolojik olarak yapılabilecekler nelerdir? Bu soruları çoğaltmak mümkündür. Yapılması gerekenler ise aşağıda anlatılmıştır. Yapılacakları şöyle sıralayabiliriz:Güvenli ve sürekli bir internet bağlantısı kurmak
Kötü niyetli kişilere karşı sistemin korunması,
İçerden dışarıya istenmeyen haberleşmenin kesilmesi,
Sürekli ve hızlı bir internet bağlantısı ile mümkün olan tüm haberleşmenin internet aracılığı ile yapılması, böylece hem paradan hem de zamandan tasarruf edilmesi.
Ofis içi e-mail haberleşmesi
Bir insan bir günde belli sayıda telefon ile görüşebilir, ancak binlerce e-mail çekebilir.
Böylece hem zamandan kazanır, hem de e-mail'i kullandığında dikkatini toplayabildiği için daha verimli çalışabilir.

Ofis içi dosya paylaşımı
Bilgisayar dünyasındaki ana mantık gereği, bir belge bir şirkette bir tane olmalıdır.
Ofis içi belge yönetimi
Saklanması, aranıp bulunması, değişikliklerin takibi

Müşteri ilişkilerinin düzenlenmesi ve yönetimi
Müşteriler kim?
Müşteri tarafındaki yetkililer kim?
Müşteri ile yapılan çalışmalar,işler, yani projeler neler?
Bu projelerde bizden ve müşteriden kimler çalıştı, neler yaptı?
Proje sırasında üretilen belgeler neler ve tarihçeleri ne? (Teklif, bilgi notu, istek, fatura vb.)
Toplantı tutanakları, görüşme notları, telefon notları gibi her türlü takibe ve hatırlatmaya yarayan bilgilerin tutulması
Performans raporlarının çekilmesi


İntranet (ofis içi) için portale sahip olunması
Her ofiste bir pano vardır.Bu panoya bilinmesi gerekenler ve mesajlar asılarak bilgi iletilmeye çalışılır. Ofis içinde kurulu, dolayısıyla çok hızlı çalışan bir portal ile tüm ofis içi özel yazışmanın yapılması
Geriye dönük olarak yapılmış tüm yayınların takip edilmesi
Ofis içinde bilginin sadece ilgili kişinin aklında kalmasına engel olunması ve paylaşılarak sürekliliğin sağlanması
Yetki seviyeleri aracılığıyla sadece ilgili kişilerin bilgiye ulaşmasının sağlanması


İnternet (tüm dünya) için bir portal'a sahip olunması
Şirket haberlerininin iletilmesi
Müşterilerin yapılan kampanyalardan haberdar edilmesi
Müşterilerden gelen sorulara yanıt verilmesi ve böylece bir soruya bir kez yanıt verilmemiş olması
Görüldüğü gibi, gittikçe gidiyor...

Peki, yukarıda sözünü ettiğimiz fonksiyonlar için ne gibi araçlar kullanmamız gerekiyor, onları da yeri gelmişken listeleyelim:
İşletim sistemleri
Kelime işlem programları
Tablolama programları
Sunu programları
Tarayıcılar (browser'lar)
Güvenlik duvarı (firewall)
Yönlendirici (router)
Proxy
Web sunucu
E-mail sunucu
ftp sunucu
Müşteri İlişkileri Yönetimi (Customer Relationship Management - CRM)
Portal
Dosya Paylaşımı
Yazıcı paylaşımı
Arşivleme
Görüldüğü gibi bu sıralama da gittikçe gidiyor...Teknoloji hayatımıza her geçen gün daha fazla girmektedir. Bizler, yani şirketlerde çalışanlar, her geçen gün çalışmalarımızda teknolojiye daha fazla ihtiyaç duymaktayız. Bu ihtiyaç öyle bir noktaya gelmiştir ki, artık bilgisayar olmadan pek çok işyeri çalışamamaktadır. Örnekleme yapacak olursak, araba olmadan işe gidilememekte ya da elektrik olmadan ısınılamamaktadır. Görüldüğü gibi, zincirleme bir reaksiyon ile hayatımıza giren gelişmeler,bizleri belli yollardan gitmeye mecbur kılmaktadır. Burada bize düşen,çözümlerin arasında seçim yaparken zaman ve para arasındaki kazanç dengesini iyi kurmak olmalıdır.Temel olarak, hedeflememiz gerekenin şirket fonksiyonlarını yerine getirmek olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Her yeni çıkan teknoloji, aslında şirketimiz için faydalı olmayabilir. Örneğin; yeni çıkan bir işletim sistemine hemen geçiş yapmak, başlangıçta kullanıcıların kullanım hızını düşürecektir. Peşinden de genelde, geri dönük uyumluluk (backward compattibility) sorunları ile karşılaşabiliriz. Şirketlerin altyapısı gittikçe artan bir oranda teknolojiye bağımlı hale geldiği için, bırakın sistemin çalışmamasını, yavaş çalışması bile, şirketleri doğrudan etkileyecektir. Teknolojiye bakışın, olabildiğince genel ve objektif olması gerekir. Objektif olabilmek ayrıntılı teknik bilgi gerektirir. Eğer kendimiz buna sahip değilsek, gerekli bilgiyi topladıktan sonra, yapılması düşünülen değişikliği sistemimizin bütünü çerçevesinde ve amaca yönelik bir şekilde değerlendirmeliyiz. Unutmayalım ki, her yenilik mevcut uyumu bozma olasılığını da içinde barındırır. Bu riski en aza indirgemek, ancak bütünsel bir bilinç ve bakış açısıyla mümkündür.

Mehmet CİHANGİR

Girişimcinin temel özellikleri

Girişimcinin asıl amacı kârdır ne var ki zarar etme riskinin de sahibidir. Türkiye gibi inişli çıkışlı ekonomik ortamlarda ve her zaman kriz faktörünü de göz önüne alırsak işlerin zarar etme riski de olur. İşlerin kötü gittiği anlarda bile yılmadan kriz yönetimi yaparak ayakta kalmayı başarabilmelidir girişimci.
Kendi işinin patronu olmakla beraber işini gerçekleştirirken hem çalışan hem iş veren olmak zorundadır. Hem iyi bir çalışan hem iyi bir yönetici, hem iyi bir patron olmalıdır. Gerektiğinde operasyonu da yüklenmeli, sorunlar karşısında çözümcü olabilmelidir.


Girişimcinin hedefleyeceği gelir oranı, kurduğu işin sermaye yapısına bağlıdır. Girişimci işine başlamadan önce daha belki fikir aşamasındayken iyi bir fizibilite ve iş planı yapmalı, sermayesini doğru belirlemeli, öngörüsünü doğru planlamalıdır. Özellikle finans durumu akışı, geliri giderini iyi hesaplamalıdır ya da tahmin etmelidir.
Girişimci önce işini devam ettirmek zorundadır. Kendi kazancı sonra gelir. Girişimci öncelikle işin gerekliliklerini yapmak personeline, hizmet aldığı kuruluşlara, devlete olan ödemelerine önem vermek durumundadır. Kazancı daha geri planda olmalıdır. Önce işin varlığının korunması sonra kazanç temel kuraldır.
Her girişim, işin ölçeğinden bağımsız olarak iş hayatında önemli bir yer tutar. Hangi ölçekte olursa olsun iş kuran girişimci özel ve kamu sektöründe bir çok ilişkiye girer. İşin büyüklüğü ne kadar farklı olursa olsun ortada bir kuruluş vardır ve hem özel sektörde hem de kamu sektöründe birçok ilişkiyi güvenlilir tutmalı ve iyi ilişkiler sağlamalıdır. İmaj, itibar, güven duygularının inşaası çok zordur ama bir anda kaybetmek çok kolaydır. İlişkilerin boyutu, yaklaşımlar, etik değerler, ahlaki değerler girişimcinin hayatında önemli unsurlardır. Hem yakınındaki şahıslara hem de iş ilişkisinde bulunduğu kuruluşlara karşı bu değerler mutlak surette korunmalıdır.
Girişimci kendi işini kurarken belirli düzeyde bilgi ve deneyim sahibi olmalıdır. Sahip olunan bilgi ve deneyimler kendi işini yürütürken hızla artar. Bilgi ve deneyim işte mutlaka gerekli. Zamanla iş yürürken bu tecrübeler ve öğrenimler hızlı bir şekilde artar, hata yaptıkça ve de başarıya ulaştıkça tecrübelerin değeri çok güçlenir.
Girişimci için “kendine güven” büyük bir silahtır. İş hayatının içinde bu güven giderek artar. Kendine güven her birey için şart. Başarıya ulaştıkça insanları sürükledikçe ortaya bir şeyler çıkardıkça bu güven giderek artacaktır.
Girişimci kendi işini kurarken tüm ön hazırlık ve programlardan öncelikle kendini sorumlu hissetmelidir. İşe başlamadan önce yapılan tüm çalışmalarda kendisini sorumlu hissetmeli ve sonrasında da bu sorumluluk bilinci devam etmelidir.
Kimlerden hangi alanlarda yararlanacağını planlamasını yapmalıdır. İş için ve karşılıklı sağlanacak faydalar nedeniyle iş ilişkisinde olduğu kurum ve kuruluşlar , personel dikkatli seçilmeli ve doğru planlanmalıdır.
Girişimci belirlediği iş fikrinin uygulanabilirliğine önce kendisi inanmalı, gerektiğinde diğer kişileri (aile, ortak, finansör vb.) ikna edebilmelidir. İnanç ve azim olmalıdır. Çevresinde yakınında olan kişileri de bu konuda inandırmalıdır.
İş fikrine inanmalı, bu işi kurmak için yoğun bir zaman ve para harcamaya yetecek motivasyona sahip olmalıdır. Emek, sabır, motivasyon, azim, inanç, güven,zaman ve en azından kendini yaşatacak ve işle ilgili min harcamaları da yapacak parası olmaldır.Ya da yatırım yapacak parası olmalı ama bunu doğru zamanda doğru yerde kullanmalıdır.
Girişimci kendi işini kurmanın getireceği avantajları isterken, zorluklarını değerlendirmeli ve hazırlıklı olmalıdır. Girişimci her türlü iyi ya da zor durumla karşı karşıya kalmaya hazırlıklı olmalıdır. Önemli olan soğukkanlılığını koruyarak, doğru kararları verebilmeli alternatifler üretebilmeli ve çözümcü olmalıdır.
İş kurma süreci başlarken girişimcinin ortaya koyması gerekenler:
Maddi varlıklar,
Cesaret,
Yetenek,
Bilgi-beceri
Yöneticilik
Zaman
Liderlik
Çevre – ilişkiler,
Hayata dair beklentiler
Hedefler
Girişimcinin ihtiyaç duyduğu temel unsurlar:
İş fikri
Girişimcilikle ilgili nitelikler
Yönetsel bilgi ve beceriler
Kaynaklar

Mehmet CİHANGİR

Yaratıcı Ekipler Oluşturun!

Yaratıcılık ancak olaylara yeni bir gözle ve farklı bir açıdan bakıldığında ortaya çıkar. Bir soruya tek bir doğru cevap istenen işyerlerinde yaratıcılık düzeyi sıfıra kadar iner. Yaratıcı kişinin beyninde her çeşit farklı görüş at oynatır ve o bir soruya çok sayıda cevap üretir.
Bir iş kurarken veya mevcut bir işi yapılandırırken en fazla ihtiyaç duyulan yetenek yaratıcılıktır. Ancak yalnız sizin arayış içinde olmanız, yeni yol ve yöntemler aramanız ve yaratıcı çözümler peşinde koşmanız yetmez. Birlikte çalışacağınız kişilerin de belirli düzeyde yaratıcılığa sahip olması gerekir. Yaratıcı ekipler, her tür işte tutunma ve başarı ihtimalini yükseltir. Özellikle reklamcılık, iletişim, perakendecilik, finans ve bilişim gibi hizmet sektörlerinde yaratıcılık başarının ilk koşuludur. Günümüzde sivil toplum kuruluşlarında da yaratıcılık belirlenen amaçlara ulaşılmasını kolaylaştırıyor.
Bir işyerinde herkes, işleri alışageldiği şekilde yaptığında, yaratıcı fikirler ortaya çıkmaz. Sıkı bir denetim ve disiplin anlayışının egemen olduğu işyerlerinde yeniliklere yönelik yaratıcı fikirlere iyi gözle bakılmaz. 'Eski köye yeni icat çıkaranlara' neredeyse disiplinsiz bir bozguncu muamelesi yapılır.
Yaratıcılık ancak olaylara yeni bir gözle ve farklı bir açıdan bakıldığında ortaya çıkar. Bir soruya tek bir doğru cevap istenen işyerlerinde yaratıcılık düzeyi sıfıra kadar iner. Yaratıcı kişinin beyninde her çeşit farklı görüş at oynatır ve o bir soruya çok sayıda cevap üretir.
Yaratıcı ekibi oluştururken aşağıdaki önerilere kulak vermen yararlı olabilir:
Farklı bakış açısı olanları seç: Ekibinize iş arkadaşı seçerken, sıra dışı düşüncelere sahip ve herkesin göremediğini görebilen kişileri tercih edin. Bu kişiler giyim-kuşam, işe devam ve disiplin konusunda çoğunluğun katlandığı kurallara karşı çıkar ama sen, onları anlayışla karşılayarak yüksek verim almak zorundasın.
Özgür bir tartışma ortamı oluştur: Yaratıcı öneriler, bürokratik ve hiyerarşik bir yapıya sahip şirketlerde yeşeremez. Siz, iş arkadaşlarınızın yeni önerilerine burun kıvırıp, dudak büktüğünüzde yenilikçiler kabuklarına çekilir ve yalnız kendilerinden istenilen şeyleri yapar. İşyerinde demokrasiyi derinleştirecek önlemler aldığında, yaratıcılık düzeyi hızla yükselir.
Yaratıcılığın izini sür: Kafaları yeniliklere dönük olarak çalışan yaratıcı kişiler, dışarıdan bencil, küstah ve ukala insanlar olarak görülür. Sen, yetenekli bir ekip yöneticisi olarak onların gerçek kişiliklerini ortaya çıkarabilirsin.
Kendi kendine motivasyona öncelik ver: Yaratıcı elemanların motivasyonuna özel bir önem verip, gerekli teşvik ve desteği sağladığınızda ekipten gelen orijinal önerilerin sayısı hızla artar. Ancak sizin esas göreviniz insanların kendi kendilerini motive edecekleri bir ortamı oluşturmak olmalı. Kişinin içinde yaratıcı çalışmaya yönelik bir tutku ve yeni bir şey bulmanın heyecanı yoksa, senin dışarıdan yaptığın motivasyon aşısı tutmaz.
Sıcak bir iş ortamı kur: Yaratıcı kişileri işyerinde tutmak için, onların en rahat şekilde fikir üretebilecekleri bir çalışma ortamı oluşturmanız gerekir. Yaratıcı ekibin çalışma ortamı, kuluçkadaki yumurtanın aradığı sıcaklıkta olsun.
Yaratıcılığı hayatın içinde geliştir: Yaratıcı elemanlara, bir serada yetiştirilen nadide bitkiler gibi baktığınızda, beklediğiniz verimi alamazsın. Yüksek verim için bu ekibin, diğer çalışanlarla, müşterilerle ve dış dünya ile bağlantılarını güçlendirmelisiniz.
Sabırlı ol: Yaratıcı ekiplerin yaptığı araştırma ve geliştirme çabalarının sonuç vermesi bazen umulandan daha fazla zaman gerektirir. Girişimci olarak siz sabırlı olacak ve elemanlarını ikide bir sıkıştıramayacaksın.
Aynı dilden konuşmayı sağla: Ekibindeki kişilerin çoğunluğu sıra dışı insanlar olduğu için yönetim sürecinde epey zorlanacaksın. Ekibin aynı dilden konuşması ancak senin alacağın önlemlerle mümkün olacak.
Türkiye'de iş dünyası son yıllarda yaratıcı kişilere ve yeni fikirlere her zamandan fazla ihtiyaç duyuyor.
‘Yeni’nin güçlenmesi toplumun her kesiminde orijinal görüşlere hoşgörü ile bakmakla mümkün olacak. Bu nedenle bize biraz aykırı, komik, uçuk ve marjinal gelse de her fikir ve önerinin tartışılmasına imkan vermek zorundasın.


Mehmet CİHANGİR